Anasayfa / Kitap & Edebiyat / İNTERNET HAYATIMIZ NASIL ETKİLEDİ? -1-

İNTERNET HAYATIMIZ NASIL ETKİLEDİ? -1-

 



Bilgisayar kullanmasını bilmeyen anneler, kendisini farklı tanıtan dönerci ustaları, TV programlarına katılan web editörleri ve unutmamamız gereken internetten ünlü olan simalar...


Bilgisayar kullanmasını bilmeyen anneler, kendisini farklı tanıtan dönerci ustaları, TV programlarına katılan web editörleri ve unutmamamız gereken internetten ünlü olan simalar...

 

İnternete uzak bir yer yok

 

Bilgisayar kullanmasını bilmeyen anneler, kendisini farklı tanıtan dönerci ustaları, TV programlarına katılan web editörleri ve unutmamamız gereken internetten ünlü olan simalar...

 

Artık bu sahneler hepimize çok tanıdık geliyor. Aslında bu sahnelerden anlaşılıyor ki internet artık birçoğumuzun hayatının merkezini oluşturuyor. Elimizin altındaki bu koca dünya sayesinde artık starımıza, sevgilimize, fanımıza, dünyanın öbür ucundaki tanımadığımız Ugandalıya, Koreliye,Kanadalıya kolay, ucuz ve hızlı bir şekilde ulaşabiliyoruz.

 

İnternetin ağlarını yavaşça hayatımıza sarmasıyla beraber ilk işimiz birbirimizin telefon numarasını, iş numarasını almak yerine mail adresini sormak oldu. Tabii zaman ilerledikçe bilgisayar başında daha çok oturmaya, daha az hareket etmeye başladık. Ne de olsa zor bulabileceğimiz bilgileri buradan birkaç dakika içinde elde edebiliyorduk. Ediyorduk etmesine ama internetle ilgili tartışmalara bakıldığında, internet hayatımızı yalnızca olumlu yönde etkilemedi. Bu iletişim ağının içindeki bilgilerin doğruluğu tartışılırken, diğer yandan `annemi nasıl öldüreyim` diye anketler yapılmaya başlandı. İnternet bağımlıları, sanal aşklar derken şu soru çıktı ortaya: `Uzağı yakınımıza getiren internet, yaşantımızı olumlu mu olumsuz mu etkiler?` Sorunun cevabını bulamasak da internet kullanıcılarıyla, öğretmenlerle, öğrencilerle, internet işletmeciliği yapan kuruluşlarla interneti konuşuyoruz. Öncelik geleceğin büyükleri çocukların...

 

ÇOCUKLAR ÜSTÜNDEKİ ETKİLERİ

 

Anne babalarımız hâlâ pencere, masa üstü, fare tartışmaları sürerken, çocuklar internete yetişkinlere göre çok daha çabuk adapte olmuş gibi gözüküyor. MSN, facebook, sohbet odaları, oyun siteleri hepsinin en ince ayrıntısına kadar haberdarlar.Kolay değil tabii okuldan çık, eve uğramadan en yakındaki internet kafeye gir, dakikasında ödevini yap, oyununu oyna saatlerce. Öğrencilerin birçoğu tarafından internet, `kütüphaneleri tarihin karanlık sayfalarına gömen icat` tanımlanıyor. Tabii ki bütün öğrencileri aynı kefeye koymak doğru olmaz, fakat karşılaştığımız birçok öğrenci de, internet üzerine sohbet ettiğimiz öğretmenler de benzer sahnelerden bahsediyor. Bu anlamda internet ortamından yalnızca yetişkinler değil çocukların da etkilendiği görülüyor.

 

`AİLEM KIZMIYOR,

 

ÇÜNKÜ BİLMİYORLAR`

 

9 yaşındaki Levent Palancı`yla internet kafede oyun oynarken karşılaşıyoruz. Counter Strike oynayan Palancı, bize oyunu anlatıyor: `Kendine bir karakter seçiyorsun, yok edici anlamına gelen counterlar ve teröristler savaşıyor. Biri ben biri arkadaşım oluyor. Karşılıklı birbirimizi öldürmeye çalışıyoruz. Bağlantı sayesinde arkadaşınla karşılıklı oynayabiliyorsun.` Ödev araştırmalarını gerçekleştirebilmek ve oyun oynamak için interneti kullandığını anlatan Palancı, evinde internet olduğu halde arkadaşlarıyla karşılıklı oyun oynayabilmek için internet kafeye geldiğini söylüyor.

 

İnternetin her şeyi olduğunu anlatan 5. sınıf öğrencisi Kaan Ercenik, `Okuldan çıkar çıkmaz geldiğimiz yer` diyor. Günde yaklaşık 3 saatini internette geçirdiğini anlatan Ercenik`e `Ailenden tepki geliyor mu` diye sorduğumuzda gülerek cevap veriyor: `Ailemden tepki gelmiyor, çünkü bilmiyorlar.` Ardından açıklamasını yapan Ercenik, `Evde de var ama bilgisayar kötü, bu oyunları kaldırmıyor ondan burada oynuyorum. Babam kızıyor, ben de habersiz geliyorum` diyor.

 

`KAVGA EDİYORUZ,

 

NE YAPIYORUZ!`

 

Taksim İlköğretim Okulu`nun önünde öğrencilerle internetin hayatlarındaki yerini konuşuyoruz. 4. sınıf öğrencisi Ahmet Ilıca, internette oyun oynadığını, MSN kullandığını ve ödevlerini araştırdığını anlatıyor. En çok Half Life sevdiğini anlatan Ilıca`ya oyunda neler yapıldığını sorduğumuzda, sınıf arkadaşı onun yerine cevap veriyor: `Kavga ediyoruz, ne yapıyoruz!`

 

Liseye giden Pınar ve Işıl ise internet kullanmaya başladıktan sonra kütüphaneye hiç gitmediklerini anlatıyorlar. İnternetle kütüphane arasındaki farkları sorduğumuzda ise Işıl ve Pınar`ın ortak fikri `İnternet yaşamımızı kolaylaştırdı. Ödevleri çok daha rahat buluyoruz sayesinde. Kütüphaneye gidip saatlerce araştırma yapmamıza gerek yok` yönünde oluyor.

 

Anne babalarsa durumdan bir hayli şikayetçi. İlköğretim öğrencisi Ozan Kaçmaz`ın annesi Gülay Kaçmaz, internetin boşu boşuna çıktığını ifade ediyor. `Bir şey sağlamıyor ki, boşu boşuna çıktı` diyen Kaçmaz, `İnternet alıyorlar eve aileler, çocuklar kitapları unuttu. Benim oğlum çok giremiyor benim yüzümden. İnternette çok zaman geçirdiğini fark ettiğimde de `çok iyi bilgi verir` diyorum` diyor. Ozan`sa, bilemiyoruz annesiyle gerçekten aynı fikirde midir ama mecburen onaylıyor: `Evet, annem haklı.`

 

YARIN: İnternetin yetişkinler üzerindeki etkisi

 

KÜTÜPHANELER UNUTULMASIN

 

İlköğretim öğretmenleri ile eğitimde internetin yerini konuşuyoruz. 4 senedir bu müfredatta eğitim veren Murat Durmuş, 4. senesinde müfredatta internete yoğunluğun arttığını anlatıyor. İnternetin sadece görsel ve işitsel olarak kullanılabildiğine dikkat çeken Durmuş, `Öğrencilerin hissetmeleri de çok önemli. Öğrenciler kütüphanelerden, kitaplardan uzaklaşmamalılar` diyor. `Tüketim toplumunun özelliklerinden biri` diyen Durmuş Hoca, `Böylece bilgiyi de tüketmeye yönlendiriliyoruz` diyor. Öğrencilerin artık internetin büyülü dünyasına iyice kapıldığını anlatan ilginç olaylarla karşılaştıklarını söylüyor. Resim derslerinde iki öğrencisinin sürekli siyah ve kırmızı renklerini kullandığını anlatan Durmuş Hoca, bu öğrenciler bütün sayfayı siyaha boyuyor, sayfanın ortasını da kırmızıya, kan olarak boyadığını anlatıyor. Çok şaşırdığını ifade eden Durmuş Hoca, rehber öğretmeniyle görüştükten sonra çocukların oynadıkları oyunların etkisi altında kaldıklarını anladığını belirtiyor. Çocukların aileleriyle görüştükten sonra oynadıkları oyunları da tespit ettiklerini söyleyen Durmuş Hoca, `Senenin sonuna kadar ailelerle ortak bir çalışma yürüttük, şimdi çocuklar başka renkler de kullanıyor` dedi. Durmuş Hoca, bir başka öğrencininse hiperaktivitesi veya davranış bozukluğunun olmamasına rağmen sınıftaki olaylara aşırı tepki verdiğini anlatıyor. Öğrencinin dersin ortasında silah sesleri çıkardığını anlatan Dursun Hoca, `Sınıfta güzel bir şey olunca oyunların kazanma efektleri gibi ses çıkartıyor` diyor. Kontrol edilmediği sürece çocukların hayatını olumsuz etkilediğini anlatan Durmuş Hoca, aynı zamanda çocukların ödevlerini yapmasına yardımcı olan, tekrar yapmasını sağlayan olumlu sitelerin de bulunduğunu vurguluyor.

 

SESLİ HARFLERİ UNUTTUK

 

İlköğretim Öğretmeni Vehbi Ayaydın da öğrencilerin hazıra konmasından yakınıyor. Sınıfa getirilen ödevlerin çoğunu öğrencilerin anlamadıklarını söyleyen Ayaydın, `Çoğu kez öğrenciler internet kafelere 1 TL karşılığında ödevlerini yaptırıyorlar. O konuyla ne bilgi varsa alıp getiriyorlar. Doğruya da yanlış.` Çocukların konuşma dilini de çok fazla etkilediğine dikkat çeken Ayaydın, `Çeşitli kısaltmalar kullanıyorlar, merhaba yerine mrb, selam yerine slm. Çoğu defterlerine de aynı şekilde yazıyor. Çocuk dil yeteneğini, sosyal iletişim yeteneğini ve fiziksel gelişimini engellemiş oluyor. Bu açıdan da öğrencilerin olumsuz etkilendiğini düşünüyorum` diyor.

 

15 YILDA 11 KAT ARTTI

 

`60`lı yıllarda Amerikan Savunma Bakanlığı`nın isteği üzerine olası felaket senaryolarının (doğal afet, nükleer saldırı) ardından dahi işlevselliğini koruyabilecek bir iletişim sistemi yaratmak amacı ile ARPANET adı altında başlatılan askeri bir projedir internet. `70`li yılların başında Amerikan üniversitelerinde bu projeden yararlanma imkanı verilmesinin ardından e-posta ve NNTP uygulamaları yaygınlık kazanmaya başladı. Radyo, televizyon ve internetin bulunuşundan 50 milyon kullanıcıya ulaşmak için geçen süre incelendiğinde; radyo için 38 yıl, televizyon için 13 yıl iken, internet için sadece 5 yılın geçmesi yeterli oldu.

 

İnternet Türkiye`ye 1994 yılında geldikten sonra kullanımı hızla yaygınlaştı. İnternet, günümüzde de yaygın olan 7`den 70`e herkesin kullandığı teknoloji ürünü olan ve her gün yenilenen bir bilgi kaynağı teknoloji ürünü.

 

Hazırlayan:

 

Duygu Söylemez

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!